31 Aralık 2008 Çarşamba

Canım Oğlum


Canım oğlum,

Yeni yılın seninle dolu dolu, sağlıklı ve mutlu geçmesini diliyorum.

SENİ ÇOK SEVİYORUM.

27 Aralık 2008 Cumartesi



Yeni Yıl Oyuncağı



Evlendiğimiz yıl eşime zorla aldırdığım görkemli! :) yılbaşı ağacımızı sadece o yıl kullanmak kısmet oldu. Çünkü ikinci yılımızda Kaan'ın doğumu, bakımı derken meşgul olamadım ağaç süsleme işleriyle. Ee malum bu yılda Kaan'ın meraklı keşif dönemi...Yılbaşı ağacı başımıza yıkılmasın diye kuramıyorum. Evimizde yeni yıl ruhunun eksikliğini hissedince dün marketten masa boyu çam ağacı satın aldım:) Kaan yıkamaz, dökemez diye.


Ama bu sefer Kaan ıh ıhh diyerek sürekli masaya çıkma talebinde bulunmaya başladı:) Masada bir çocuk bir çam ağacı. En azından küçük bir ağaç sürekli olarak yıkılıp, dökülüp duruyor:) Sanki Kaan Bey'e oyuncak aldık. Süsler yerinden çıkarılıp çıkarılıp takılmaya çalışılıyor.


Oğlumda annesi gibi seviyor şu ağaç süsleme işini. Bakalım seneye büyük ağacımızı kurabilecek miyiz? :)








































































































































































































































































































































































































































25 Aralık 2008 Perşembe

Maskara Kaan :)






















Ailece Hastayız :(

Sırayla öksürüp, burnumuzu siliyoruz:( Evet artık hepimiz burnumuzu silebiliyoruz. İlk kez nezle olduğunda üç aylıktın. Benim taşıdığım mikroplar yüzünden. Burnunun akmasını farketmiyordun bile... Daha sonra geçtiğimiz aylarda bir kez daha grip oldun. O bir işkenceydi çünkü burnuna dokundurtmuyordun. Sümüklü böcek olarak gezme girişimlerin oldu. Ama artık mendilialıp burnuna götürüp silmeye çalışıyorsun:) Tabii bizleri göre göre taklit etme isteğiyle yapıyorsun bunu ama burnunu silmeye çalışırken bile çok komik olabiliyorsun:)

En sevdiğin oyuncak bozuldu:(




En sevdiğin oyuncak bozuldu oğlum. Evlenirken almazsan olmaz denildiği için alınan ama sen doğduktan sonra kullanılmaya başlayan en büyük oyuncağın bozuldu. Bulaşık Makinamız...:)




Sesli olarak dile getirmesemde içimde bir kuşku senin ağırlığını daha fazla taşıyamamış olma olasılığı:)

19 Aralık 2008 Cuma

Minik Müzisyen

Hamileyken klasik müzik dinlemenin bebeklerin zeka gelişimi için önemli olduğunu okumuştum. Zaman zaman klasik müzikdinlemeyi severim ama kulağıma hangi müzik hoş geliyorsa o an onu dinlerim. Hamileliğim sırasındada bol bol müzik dinledim. Müzik kulağım iyidir. Buna rağmen hiçbir müzik aleti çalma girişimim olmadı, yada sesimin güzel olduğunu söyleyemem.

Biricik oğlumun , artık genlerin ve hamilelikte dinlenilen müziklerin etkisi mi bilmem inanılmaz bir müzik kulağı var. İnanılmaz diyerek abartıyorum belki ama, insan 13 aylık bebekğin şarkı mırıldandığını, eliyle yada eline aldığı kaşık, çatalla tempo tuttuğunu, ellerini çırpıp, bileklerini kıvırdığını görünce şaşırıyor.

Sana aldığım tüm oyuncaklar, ışıklı ve müzikli... seni oyuncaklarınla oynarken izlemek, reklam müziklerini duyar duymaz oynadığını görmek çok keyifli.

16 Aralık 2008 Salı

Kurban bayramında yaşadığımız talihsiz olayı çok şükür ucuz atlattık. Oğlum hızla iyileşiyor. Hergün pansumana gitmeye devam ediyoruz. Ama daha ertesi gün ayağının üzerine basmaya başlayarak hepimizin içini rahatlattın. Herkes birbirine söyleyemesede yürümenin gecikmesinden korkmuş. Sen sıralamaya başlayınca herkes derin bir ooh çekip korkusunu dile getirdi:) Hala üzüntüyü, suçluluk duygusunu üzerimden atabilmiş değilim. Senin keyfini, güler yüzünü gördükçe seviniyorum demek ki acımıyor, dayanıyor benim oğlum diyorum ama o geceyi unutamıyorum. Hiç o kadar korkmamıştık, doğduğundan beri hiç o kadar ağlamamıştın:(
Neyse artık toparlanıyorsun, dünkü pansumanda durum gayet iyi görünüyordu.

Dün akşam, 15.12.2008 büyükbaban bize yemeğe geldi. Eve birisi geldi mi sevincinden deli oluyorsun tabii bu kişi birde aileden biriyse daha da mutlu oluyorsun. Adana'dan beri yürüme isteğinde bayağa bir artış olmuştu. 1-2 haftadır destek almadan ayakta durmak sana çok keyifli geliyordu. Adana'da bir adım atıp kendini yere bırakmaya başlamıştın.

Dün geceeee seni uyutmak için odana götürdüğümde, kucağımdan hızla inip 3-4 adım uzaklıktaki oyuncağını almaya yürüyerek gittin:) ben arkanda kalmıştım. Panik yapmadan aferin oğluma demekle yetinmeye çalıştım ama aslında yaşasıııın ! diye bağırmak geldi içimden. İlk adımlarını atarken yanında olamamaktan korkuyordum.

Bana bu zevki yaşattığın için teşekkürler oğlum.

12 Aralık 2008 Cuma

Adana'da Kurban Bayramı

Kurban bayramının dokuz günlük tatil süresini fırsat bilip hemen annemlerin yanına Adana'ya geldik. Sorunsuz bir yolculuktu diyebilirim. Uçağa bindiğimiz dakikadan ineceğimiz dakikaya kadar uyudun:) Eve vardığımızda bizi bir süpriz bekliyordu. Anneannem ve teyzemler de oradaydı. Kalabalıktan hoşlandığın için hemen gözlerinin içi parladı kucaktan kucağa gezmeye başladın. Herşey sorunsuzdu. Adana'yı gezdik. Parkta hepimiz trene bindik...takii bayramın 1. günü akşamına kadar!



Yemek vaktiydi. Senin karnını doyurmuştum. Sıra 8 yetişkine gelmişti. Bayram ziyaretine gelen misafirler sürekli gelip gitmeye başlamışlardı. Tabii bizde beklemekten sıkılmııştık. Son misafirlerin gitmesiyle birlikte herkes mutfakta masanın etrafında toplandı. Sen huysuzlanmaya başlayınca büyükbaban durun ben alırım Kaan'ı dedi veeee ardından bir feryat koptu. Ben ne olduğunu bile anlayamadan herkes paniklemişti. Üzerine çorba dökülmüştü oğlumun. Soğukkanlı olup olmamıştır birşey dedim hemen soyalım Kaan korktu gürültüden. Pantalonun çıkardığımızda içim rahat etti bişey yok işte dedim tekrar. Ama sıra çorapları çıkarmaya gelince sol ayağının topuk kısmının kanadığını gördüm. Aman tanrım anlayamadım bile bu kan nerden çıktı?

26 Kasım 2008 Çarşamba

Küçük Dev Adam

Canım oğlum, epeydir yazamıyorum. İşte koşuşturmalar, evde senin korkundan:)bilgisayarı açamamak derken geçmiş zaman.

Küçükçüksün, ben de büyümeni pek istemiyorum galiba. Neredeyse 13. ayını bitirecek olmana rağmen hala 12 aylık diye diretiyorum nedense...
Ama sen değil13aylık, sanki 13 yaşındaymış gibi davranmak istiyorsun. Bizler ne yaparsak aynısı yapmaya çalışıyor, yapamadığın zamanda sinirleniyorsun:) Sinirlendiğinde susmak bilmiyorsun ellerini havaya kaldırarak anlamadığımız bir dilde:)yaklaşık5-6 dk. konuşuyor sonrada bizim şaşkın bakışlarımızı görüp kahkahayı basıyorsun.

Baban koltukta uzanmışsa sende uzanıyorsun, kendi yemeğini yemezken bizim elimizde taş olsa yemek istiyorsun.

Yani beni çook eğlendiriyorsun:)))

4 Kasım 2008 Salı




İyi ki Doğdun Meleğim

Canım oğlum, 02 Kasım 2007 sabah 02:30 civarında öncesinde gaz sancısı olduğunu zannettiğim ama gitgide şiddetini arttırınca korkup yatıp uyumak istediğim gecenin sabahında saat 09:05 Cuma günü dünyaya geldin. Seni kollarıma aldığımda saat 09:40 civarıydı. Bana seni uzattıklarında herkesin gözleri mutluluktan parlıyordu.Ben yüzünü görmeyi heyecanla bekliyordum. İlk sorduğum soru ise "Güzel mi?" demek oldu:) Narkoz etkisi işte:)



Aradan dolu dolu 1 yıl geçti. Dolu dolu diyorum çünkü gece ve gündüz hep beraberdik. Hayatımızı girmenle birlikte büyükbabanın deyimiyle herkese ünvanlar verdin. Anne oldum. Onu da bu günlerde söylediğin "anne" sözcüğünü duyduğumdaki kıpırtıyla anlıyorum/hissediyorum.



Doğum günün için çok heyecanlıydım. Menü, gelecekler.....?

Herşey yolunda gitti çok güzeldi. Seni çok seven kocaman bir ailen var.

Anneannen, dayın,yengen,büyükbaban, halan, enişten, kuzenin, aycan teyzen, tolga amcan, sabahattin amcan, merih yengen, bahar teyzen, murat amcan bizlerleydi. Büyükanneannen cumartesi günü İstanbul'a gitmek zorunda kaldı. Büyükbaban, babaannenin rahatsızlığı nedeniyle o gece aramızda olamadı. Ertesi gün seninleydi.



Müzik sesi duyunca sallanmaya başlıyor, ellerini çırpıyor, bileklerinden ellerini kıvırıyorsun.

Anne, baba, dede, gel, orda... gibi birkaç kelime söylüyorsun anlaşılır bir şekilde. Aslında pek sustuğun söylenemez mesela geçen gün çok net bir şekilde alkış "alkış" dedin. Sanki herşeyibiliyor ama söyleyemiyorsun gibi bir halin var.



Topun nerede Kaan? dediğimde hemen onu bulmaya çalışıyor ve buluyorsun.

Baban sabah kapının önüne geldiğinde elini sallayıp bay bay yapıyorsun.

Kumandalar zaten senin, elinden almak mümkün değil.

Çarkıfelekproğramı ise favorin. M.Ali ye çok gülüyorsun.

Kapıların,yastıkların, gazetenin, koltuğun arkasına saklanıp ce ee yapmaya bayılıyorsun.

Bulaşık makinesinin kapağına oturup tencere, tava, kaşık ne verirsem oynamak en büyük zevkin. (Ben de sana o arada yemek yedirebiliyorum.)



3.11.2008 boy 76 cm, kilo

31 Ekim 2008 Cuma

Maskara Oğlumun 363. günü:)

Tam bir maskara oldu oğlum. Şebek etrafındaki herkesi güldürmek için ne oyunlar ne numaralar yapacağını şaşırıyor. Takılıyorum bazen bebeğime...yürümek dışında herşeyi yapabiliyorsun diye.
Geçen sene bu günlerde elim ayağım birbirine karışıyordu. Heyecan doruktaydı. Ameliyat olacak olmanın tedirginliği,operasyon öncesinde ve sonrasında yaşayacaklarım, bebek bavulu hazırlığı... Bu sene maskara bir oğlum var diye söz ediyorum. Ne kadar güzel bir duyguymuş.
Canım oğlum 1 senedir birlikte bir macera yaşıyoruz. Sen hayat mücadelesine, ben anne olma mücadelesine başladım. İyi ki doğdun bebeğim.
Herşeyimizsin, bir tanemizsin...
Doğum günü hazırlıklarını yapmak beni çok heyacandırıyor. Ne giyeceğim, ne giyeceksin?
Kimler katılacak?, Menü nasıl olacak?
Cumartesi gecesi kutlayacağız bebeğim. 1 Kasım günü. Zaten o gece gelmeye karar vermiştin:)

21 Ekim 2008 Salı

Hızlı Değişim

Biricik bebeğim artık yavaş yavaş bebeklikten çıkıyor. Hergün yeni bir hareket öğrenmiş, yeni bir davranış kazanmış oluyor. Onun bu gelişimini izlemek o kadar keyifli ki...

Bugüne kadar çok konuşkan biri olmamama rağmen oğlum iletişim kurmayı öğrensin diye, anlayamadığı halde hep konuştum. Bu zaman zaman sıkıcı ve yorucuydu. Kendi kendine konuşuyormuş gibi. Artık son birkaç gündür ne dediğimizi anlayan, tepki veren karşılıklı iletişim kurabildiğim biri var karşımızda.

Top oynamak, ce-ee, bulaşık makinasını keşif oyunlarımızı zevkle oynuyoruz:)

Doğum günü kutlamamıza az zaman kaldı.

Çok heyecanlıyım. Hiçbir doğum günümü zevkle, güzel bir partiyle kutlayamadım. 2 Kasım pazar gününe geldiği için Cumartesi gecesi yapmayı planlıyorum doğum gününü.

1. yaş günü kutlaması umarım güzel geçer...

13 Ekim 2008 Pazartesi

El ele...



Hafta sonunu oğlumla el ele yürüyüş yaparak geçirdik:) Birden bire tek elimi tutup ayaklandı yürümeye başladı küçük meleğim. Çok şaşırdım, düşmemesi için dua ettim. Ama sanki yıllardır bu işi yapıyormuşçasına laylaylom yürüdük koridorlarda. Çok sevindim. Bu adımları kendi başına yürüme için kısa zaman kaldığının göstergesi olarak kabul ettim.

Umarım biran önce tek başına ayaklarının üzerinde durursun ve umarım ben o an yanında olurum bebeğim

8 Ekim 2008 Çarşamba

11. aylık olunca...


Dokuz günlük uzun bayram tatili sürecini İstanbul'da geçirdik. Kaan'ın uyku düzeni, yemesi içmesi herşey yolunda gidiyordu. Kuzeni Berke'yi dikkatle izleyip ne yaparsa yapmaya çalışıyor, onu izledikçe neler yapabileceğinin farkına varıyordu. 2 Ekim 2008 itibariyle 11 aylık olan oğlum birden bire büyüdü. Bu güne kadar herşeyi gözlemleyip,sesini çıkarmayan oğlum sanki sihirli bir değnek etkisi ile istedikleri konusunda diretmeye, istekleri olmayayınca ağlamaya, etrafındaki insanlarla oyunlar oynamaya başladı. Zaten çok bilinçli bakan o gözler daha da bilinçli bakmaya başladı. Yemek zevki bile değişti. Artık kaşıkla verilen muhallebilerdışında biz ne yersek onu yemek istiyor ve bu onu çok mutlu ediyor. Palamut balığını, köfteleri, dolmaları lokma lokma yemeğe başladı. Çok hızlı oldu birden herşey sanki. Ve belkide bu hız neden oldu yine uyku düzeninin bozlumasına. 6 Ekim gecesini unutmayacağım herhalde. Hiç uyuyamadı bebeğim. İnşallah zaman içinde uyku problemimizde çözülür de ailece mışıl mışıl uyuruz:)

24 Eylül 2008 Çarşamba

Alkışlar Kaan için...

İşlerin yoğunluğu, günlerin kısalması, havaların soğuması...epeydir yazamadım oğlum için. Küçük bir soğuk algınlığı geçiriyor. 1-2 gün sümüklü böcek gibi gezdi evin içinde. Burnunun silinmesini kesinlikle reddetti. Ya nefes alamayacağım diye korkttuğundan yada canı yandığından ama ne yaptık ettik sildik tabii burnumuzu:)

Henüz yürümese de artık ellerini bırakıpbirkaç saniye ayakta durmaya başladı minik oğlum.
Artık karşısına geçip alkış yapan birini görünce o da ellerini çırpmaya! başlıyor:) Durup durup alkışlıyorum oğlumu çünkü o nu ellerini birleştirmeye çalışırken izlemek çok zevkli.

16 Eylül 2008 Salı

Küçük Papağan:)

Yaklaşık 6.ayından itibaren yürüme çalışmaları yapmaya başlamıştık oğlumla. İki elinden tutunca yavaş yavaş ilerliyorduk. Görenler 9. ayda yürür diyorladı. Ama Kaancığım hala sıralama turlarında... Tabii ki yürümek için daha erken ama bebeğim bu konuda çok istekli olduğu için çabuk yürür diyordum.

Ama benim meleğim sadece yürüme konusunda istekli olsa ne ala... Sanırsınız küçük bir papağan ağzımızdan ne çıksa dilinin döndüğünce tekrarlıyor. İşte uyandı ve yanıma geldi. Tuşlara zor basıyorum... canım oğlum seni çok seviyoruuuuum

3 Eylül 2008 Çarşamba

Ne çabuk geçti 10 ay...

Bazen zaman yavaş geçiyor gibi geliyor. Annelerimiz hep söylerdi, zamanın geçtiğini çocuklarımıza bakınca anlıyoruz... Bende biricik oğluma bakınca anlıyorum zamanın hızlı geçtiğini. Dün tam 10. ayını doldurdu bebeğim. Doktor kontrolüne götürdüm. Herşey çok güzel çok sağlıklı benim bebeğim. Hastanedeyken bir ara ağlayan bir çocuk sesi duydum. Hasta odalarından geliyordu ses. Bir an içim cızladı hemen kucağımdaki oğlum daha sıkı sıkısarıldım. Sağlıklı olduğu için şükrettim. 10.ayında 11 kg, 75 cm olmuş oğlum artık eskisi kadar çok büyümüyor anlaşılan. Hastahanede sıra beklerken 40 günlük başka bir Kaan bebekle karşılaştık. Kucağımda ki oğlum o 40günlük bebeğin yanında kocamandı. İnanamadım sanki Kaan hiç o kadar küçük olmamış gibi geldi.

Zaman çok çabuk geçiyor, değerlendirmek lazım. Sabah işe gitmeden ve akşam işten döndükten sonraki saatlerim oğlumla oyun saatlerimiz. En sevdiğimiz oyun ortadaki deri sehpanın etrafında yakalamaca ve ce eee oyunları.

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Sürpriz Patlama:)

Geçen gece sabah olsun biran önce de oğlum bu ızdıraptan kurtulsun diye dua ettim. Yavrum sanki acı çekermiş gibi kendini bir sağa bir sola atmaktan uyuyamadı. Gaz mıdır?, diş midir? Allahım nedir bu? Ertesi gün iş dönüşü Dr.a götüreceğim diyerek evden çıktım. İşten döndüğümde bakıcımız sanırım sancının nedeni sürpriz dişimizmiş dedi. Daha birkaç gün önce alt soldan çıkan bir dişimiz vardı. 2. sırada yanındakini beklerken süpriz patlama üst sağ dişten geldi:)

Bu dişler diş buğdayı partisini hak ediyor:)

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Hoş geldin "Küçük pirinç tanesi"

Uzun zamandır beklediğimiz küçük pirinç tanemiz sonunda göründü. 2. ayından akmayabaşlayan ağız suları(salyalar) acaba dişi mi çıkacak diye erkenden beklemeye başlamaıza nedenolmuştu dişlerini. Her gören tamam dişi çıkacak ondan diyordu. Ben 8. aydan sonra diş çıkarmışım.Babamızın ne zaman diş çıkardığını bilmiyoruz. O da muhtamelen erken çıkarmamış yoksa bilinirdi. Dayı ve hala erken diş çıkarmışlar. Eee salyalarda akıyor hep erken diş çıkartır oğlum diye bekledik ama o annesine çekmiş ağır ağır ama sağlam 9. ayının içinde çıkardı dişini.

Yaklaşık 15-20 gün önce omuzumdan ısırmıştı beni. Resmen kesik izi gibi kan oturmuştu. Ama ortada görünen ve çokta hissedilen birşey yoktu. Bende kuşkuya düşmüştüm çok acımıştı ve tişörtü kaldırdığımda kesik izini görmüştüm.

Bu olayın ardından birkaçgün geçtikten sonra halasının parmağını ısırdı oğlum. Halasıbir kontrol etti ki... tamam dedi dişi çıkmış.

Adetlere göre ilk dişin çıktığını gören kimsenin bebeğe hediye alması lazımmış. Bakalım hediyesi ne olacak?

1-2 gündür de küçük pirinç tanesi iyice ortaya çıktı. O kadar şeker görünüyor ki...

İnşallah tüm dişlerin sağlıklı ve sağlam olsun canım oğlum

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Tay tay...

İşe gitmeye başladığımdan beri kaygılıyım, acaba oğlum düştü mü? diye. İnanılmaz mutluluk verici birşey yürüme çabasını görmek, ama bir o kadar da ürkütücü. Şimdiye kadar ne yazık ki birkaç düşme deneyimi yaşadı. Hepsinde de yüreğim ağzıma geldi ama belli edemiyorum hiç birşey aman oğlum korkmasın diye.
Hatta şarkılar söyleyip görmemezlikten geliyorum o kadar zor ki ama korkutup ağlatmak ta istemiyorum.
Evdeyken birlikte emekleyip birlikte yürüme, tutunma çalışması yapıyoruz. Çok hızlı ilerleme kaydediyor. Salonun ortasındaki deri sehpanın ceplerini çekiştire çekiştire ayağa kalkarken, şimdi düz duvara bile tutunup kalkıyor. Tabii ben tam arkasında, nefesimi tutmuş onu izliyor olıyorum. Düşme yada çarpma anı da o kadar hızlı oluyorki dibinde de dursam engel olamıyorum. Aşırı korumacılık gösterip biriciğimide ürkütmek ve caydırmak istemiyorum:(

Aman oğlum ha gayret hadi tay tay...

14 Ağustos 2008 Perşembe

Son etabı da tamamladık

Koskoca bir tatil bitiyor. Güzel zamanlar çabuk geçiyor. Önce Bodrum, sonra Adana ve son etap olarakta yazlık günleri...işte oğlumla geçen güzel tatilin son günleri

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Adana Günleri...

Hala Adanada'yız. Uzun bir misafirlik ama annemler, eşim, oğlum hep bir aradayız ve çok mutluyuz. Ayrılık çok zor olacak. Kaan anneannesine tapıyor, büyükbabasının ise etkilemek için ne yapacağını şaşırıyor. Aynı şekilde annem ve babam da Kaan'a bayılıyorlar. Daha hamileyken pabucum dama atılmıştı. Bir gün konuşma sırasında şımarık bir şekilde iyi ki doğmuşum değil mi? diye sorduğumda´
babam "evet, sen olmasaydın Kaan olmazdı!" diye cevap vermişti.

Kaan'nın sağlığı, keyfi, iştahı neyseki yerinde. Tabii bunlar otomatik olarak benimde keyfimi etkiliyor.

Bütün hayatımız Kaan'nın üzerine kurulu durumda. Dışarı çıkmak için onun uykusu, açlığı, keyfi yerinde olmalı. Yoksa evdeyiz. Ya da dışarıdaysak hemen eve...

Ama yine de sorunlu bir bebek olmadığından uzun yolculuklara çıkabildik Kaan'la. Henüz 5,5 aylıkken Adana'ya geldi Kaan uçak yolculuğu yaparak 172 günlükken.

Sonra Bodrum tatili yaptı 12 saatlik kara yolcuğuluyla...

Şimdi yine Adana da. 2 Ağustosta 9. ayını bitirecek canım oğlum.

Babam sakın çocuğu kimseye vermeyin, gözünüzün önünden ayırmayın kaçırıverirler diyor. Çarşıda, yollarda her gören Kaan'a hayran. Kucağa almak isteyenler, öpmek isteyenler. Tabii beğenilmesi sevilmesi çok hoş ama ben içten içe mikrop kaparsa telaşı yaşıyorum. Halbuki Kaan'dan önce ben de güzel bir bebek gördüğümde hep dokunmak isterdim. Kaan da kayıtsız değil tabii, çapkın çapkın gülmeler, cilveler gırla gidiyor.

Yani Adana'da çok mutlu Kaan Bebek.

29 Temmuz 2008 Salı

Adana'dan Sevgiler...

Bodrum tatilinden sonra hastalanan oğlumla hasta hasta bir seyahat daha yaptık. Hem de Adana'ya. Bir kaç aydır Adana' da yaşayan ailem sayesinde bu şehre karşı içimde farklı bir sevgi oluştu. Uçaktan İnip eve geldiğimizde sanki evime gelmiş gibi hissettim. Herhalde içinde anne ve babamın yaşıyor olmasından. Oğlumun hastalığı ateşi bir iki gün daha devam etti. Sadece anne sütü aldı kaşık düşmanı. Kaşığı görür görmez öğürüp savaşan oğlum dünden beri normale dönüyor gibi.

Bu arada 27 Temmuz 2008 de Kaan Bebek ilk defa akdeniz sularına ayak ba stı. Hem de büyük bir zevkle. Umarım hayatı boyunca suyu denizi böyle sever. Banyoya girdiğimiz an sevinçten gözleri ışıldıyor oğlumun.

Evet suyu seviyor demişken artık su içmeye de başladık. Uzun zaman önce almıştım suluğunu. Her gittiğimiz yerede taşıyordum. Ama Kaan içmiyordu. Ben de demek ki anne sütü karşılıyor su ihtiyacını diyordum. Meğer benim akıllı oğlum bardaktan su içmek istermiş. Ne zaman elimize su ya da bardak alsak saldır oldu. Kimbilir belkide Adana'nın sıcaklarındandır.

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Tatil iyiydi ama...



12 Temmuz sabah saat 03:20 gibi yola çıktık. Tahminen 12 saat sürecek olan uzun, yorucu ve korkutucu yola. Kaan'la ilk defa bu kadar uzun sürede araba ile seyahat edecek olmamız günlerdir uykumu kaçırıyordu. Yolda sıkılır mı?, Beslenmesi nasıl olacak?, Çorbası nasıl hazırlanacak?, Uyuyabilecek mi?...Eşyalar arabaya yerleştikten sonra sıra Kaan'ı almaya gelmişti. En büyük isteğim onu uyandırmadan araba koltuğuna yerleştirmekti amaaaa. Daha elimiuzattığım an uyandı. Tabii bende panik. Hah işte uyandı, artık uyumazda, mahvoldu çocuğum. Çıktık yola, hemen emzirmeye başladım. 3-4 km sonra Kaan pes etti ve uyudu. Hem de yolculuğumuzun büyük bir bölümünde hiç korktuğum gibi olmadı. Tabii kolay geçmedi yolculuk ama en azından oğlum sağlıklı ve mutluydu.

Tatilin 4-5 günü de herşey normaldi. Hemen uyum sağlamıştık ortama. Hazır mamalara, çorbalara...

Sonra benim biricik oğlum baktı ki annesi hep yanında. Ben niye bu bir şeye benzemeyen mamaları yiyeyim ki diye düşündü sanırım ve hep anne sütü içti.

Tabii moralim bozulmaya başladı. Uyku düzeni bizi odaya hapsedecek kadar iyiydi. Ama sadece anne sütü istemesi, ağzını kaşıklara mühürlemesi beni çok üzdü.

Kendimi teselliettim hep. Sağlıklı ne de olsa, şunun şurasında ne kaldı evde düzelir...

Eve geldiğimizde durum tersine döndü birden uyuyan çocuk uyumamaya, yemeyen çocukyemeğe başladı. Hey Allahım hiç normali olmayacak mı diye düşünürkeeen.

Biriciğimin ateşi çıktı. Bu gün doktorara gittik. Tahminim dişlerinin çıkacak olmasıydı ama yanılmışım. Malesef boğaz enfeksiyonu olmuş:(
Dr. amcamız yazdı antibiyotiği tabii. Eve gelir gelmez vermek istedim ilaçlarını hemen iyileşsin paniğiyle ama kaşık düşmanı bu açar mı hiç ağzını:( Döke saça, zar zor antibiyotiği verdim sayılır! Ama ateş düşürücüyü içmedi. Anne olmak ne zormuş. Kahroluyorum şimdi. O pis mikrobu nerden kaptı. Neden içmiyor ilaçlarını?
Dr. boğaz enfeksiyonu dediğinden beri bende yutkunamıyorum.

CANIM OĞLUM, YÜZÜN HEP GÜLSÜN İSTİYORUM.

8 Temmuz 2008 Salı

Anne sütü!

Hamileliğimin son günlerinde "Eyvah! acaba iyi anne olabilecek miyim?, Bebeğime bakabilecek miyim?, Ya sütüm gelmezse ve bebeğimi besleyemezsem:( " korkularını yaşamaya başlamıştım. Doğumdan sonra bebeğimi görür görmez, kucağıma verir vermez hadi emzir demezler mi? Haydaaa bu da nerden çıktı?Daha kendimi hazır hisstemiyorum, yeni ameliyattan çıkmışım. Ağrım var. oturamıyorum bile. Ve 26 yıldır sadece estetik açıdan vücudumun bir parçası olan gögüslerimi bir yeme aracı olarak düşünemiyorum. Korktuğum da oldu. Bebeğimi doyurmam için memeden süt gelmesi için 20 kişi üstüme çıktı resmen. Herkes uzman. O diyor şöyle olacak diğeri yok böyle.Neticede psikolojiyle de %100 ilgili olan süt gelmedi. 1. gün, 2. gün, 3. gün:( Herkes telefon açıp sütün geldi mi diye sordukça sinir oluyordum. Gelen sütüm sanki geri gidiyordu. 4. gün annem ve eşim oğlumu sağlık ocağına aşıya götürdüğünde kötü bir haberle geldiler. Kaan'da sarılık başlangıcı varmış. Nedeni ise süt emmemesiymiş! Dünya başıma yıkıldı. Ben ne biçim bir anneyim. İşte kötüyüm, besleyemedim bile oğlumu. Hasta oldu benim yüzümden. Eşimden yalvar yakar süt sağma makinesi bulmasını istedim. Ağlama krizi sonunda o akşam makine geldi. Ertesi gün de yavaş yavaş SÜT. Bebeğim emdikçe sütüm çoğaldı. O kadar çoğaldı ki gögüslerim şişti. Ateşlendim. Göğsüm taş kesildi sanki. Kaan o zaman 1,5- 2 aylıktı. O günden sonra dönem dönem her iki göğsümde de aynı sıkıntıyı çektim. Bir göğsümde apse oluştu ve orada kaldı. Kaan büyüdükçe, geliştikçe çok şükür 1 ay daha emmiş oldu dedim hep süt kesilecekmiş gibi geldi.
Kaan artık 8 aylık ama dün gece o apseli olan göğsüme bir bıçak saplandı sanki. Ateşim yükseldi. Titredim. O kadar çok acı çektim ki biri gelip göğsünü kesmemiz lazım dese hemen derdim. Kaan emmek için uyandığında biraz rahatladım. Acım azaldı. Ama kalp çarpıntım, eklem ağrılarım ve ateş uyumama engel oldu. Kabus gibi bir geceydi.
Komşumla gece yaşadıklarımı paylaştığımda hemen doktora gidiyoruz olmaz böyle yeter artık 8 ay emdi hem dedi. Ben olsun bir kaç ay daha emsin sonra gideriz dedim. İşte annelik galiba bu. Doğru mu yapıyorum yalnış mı ama yeter ki doysun, mutlu olsun.

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Biriciğim tam 8 aylık


Canım oğlum bugün tam 8. ayını doldurdun. Hep geçen sene ile karşılaştırıyorum bu günleri evet hamileliğimin en zahmetsiz günleri başlamıştı. İlk 4 ay sürekli mide bulantısı ve baş dönmesini günün her saati yaşamıştım. Ne yatabiliyordum ne canım birşey yemek istiyordu. Arada da nedeni belli olmayan kanamalar yaşayınca ilk 4 ay pek hoş anılarla geçmedi. Ama ne zaman 5. aya girdik herşey yoluna girdi. Unutıyordum sahi sanırım 6 - 6,5 aylık hamileyken yanlış bir alarm sonucu doğum kesesi patladı, su geldi sandık. Tarih 30 Ağustostu. Bütün günü aşkımla hastane odasında geçirmiştik. Eğer su gelseymiş yaşama şansı çok düşük demişti doktor. Halbuki Kaan 2,600gr dı. Son aya kadar sorunsuz bir hamilelik. Doğuma 10 gün kalaya kadar da aktif olarak çalışabildim. Ama son ayda artık yatakta sağdan sola dönemez olmuştum. Karnım iyice büyümüştü. Ayaklarım şişiyordu. Doktorum Kaan'ın 9 ay 10. günü 10 Kasım'a gelmesine ragmen biz işimizi garantiye alalım siz 2 Kasım günü doğuma gelin demişti. Dediği de olmmuştu Aydın bey'in Tam 2 Kasım sabahı saat 03:14 de sancılarım tutmaya başlamıştı. Sancı beklemediğimden gaz sancısı sanmıştım. Saati o yüzden tam hatırlıyorum acabı diyerek televizyonun saatinden kontrol etmiştim sancıların aralığı var mı diye 10-11 dk lık aralıkları görünce korkumdan hemen yatmıştım:)Sancıları görmemezlikten geldim yani aklımca:)Tabii sabahı zor ettim saatler hiç geçmek bilmiyordu. Sabah 07:00 evden çıkacaktık. 08:00 de hastanede olun demişti hemşireler. 09:00 da da doğum gerçekleşecekti. Hastaneye gittiğimizde sancilarım 5 dk ya inmişti. Hemen sonra 3 dk ya. Artık dayanması çok zor olmuştu. Nerede kaldı bu doktor? diye söylenmeye başlamıştım. O da sağolsun tam 09:00 da aldı ameliyata sancılarım 1 dk ya inmişti. 9:00 da girdiğim ameliyathaneden 09:03 gibi bir ağlama sesi duyulmuş. Doğumda olan tek kişi ben olmama rağmen bizi bekleyen hiç kimse oğlum olduğuna inanamamış. 09:05 te oğlumu giydiriP getirmişler. Ben de 35-40 dk. sonra arkasından.
ooof of işte böyle tospiklikten gözleri açılmamış, pomuk gibi pembe beyaz, uykulu , 53cm boyunda, 4,300gr ağırlığında dünyanın en tatlı bebeği kucağımdaydı ...
8. ayın kutlu olsun herşeyim.
SENİ ÇOK SEVİYORUZ.

1 Temmuz 2008 Salı

Tatil Günleri


Oğlumla evde ilk günümüz tam tahmin ettiğim gibi geçti. Oyun oynamayı çok seviyor Kaan. Hiç oturmak istemiyor hep ayakta duracak. En favori hareketi ise oturduğu yerden deri puftan güç alarak ayağa kalkmak. Canım oğlum hızla büyüyorsun.

30 Haziran 2008 Pazartesi

Yaşasın Tatil


Sonunda geldi...Beklenen oldu...artık tatildeyim. 2,5 aylıkken önce anneme daha sonra Necla ablaya bırakmak zorunda olduğum oğluma kavuştum. Şimdi 8 aylık aradan geçen zamanda Kaan neyse ki çok küçüktü işe gidiş gelişlerimi anlamıyordu. Ya da ben öyle zannediyorum. En azından kapıdan çıkarken ağlamıyordu. Emzirmeye 3 defa gelmem ve Kaan'ın aralarda uyuyor olması işleri kolaylaştırıyordu. Son zamanlarda kapıdan çıkarken şaşkın şaşkın birazda buruk buruk bakmaya başlamıştı. Yokluğumu anlıyordu sanırım artık. Neyseki şimdi tatil. Oğlumla 6 haftacık:( beraberiz. Evde kaldığımız zamanlarda Necla abla gelmeye devam edecek. Böylece oğlumla daha kaliteli zaman geçirebileceğim.
Ama içimden bir ses bu tatilin çok kısa süreceğini söylüyor.Bu satırları yazarken aklıma Kahretsin Tatil Bitti! yazımı yazmama çok az zaman varmış gibi geliyor.
Neyse buna şükür pekçok meslek grubundaki anne benim kadar şanslı değil. Oğlumla geçirdiğim her saniyenin benim için anlamı çok büyük.
Bakalım birlikteliğimiz oğluma nasıl gelecek. Bakalım tatil süresince Kaan ne kadar büyüyecek, neler öğrenecek?

28 Haziran 2008 Cumartesi

İlk Yaz Tatili

Geçen sene oğlum karnımdayken Antalya'ya gitmiştik. Çok bir zorluğu yok hamileyken tatil yapmanın. Sıcağa karşı aşırı duyarlılık , yüzerken kramp girer mi? Kayıp düşme korkusu ve havuza girememek! dışında.
Bu sene yapacağımız tatilde ise üç kişiyiz. Çok heyecanlıyım epeyde tedirgin. Oğlumla yapılan herşey çok güzel evet ama "O" rahat edecek mi? Uyku düzeni, yemek düzeni ne olacak? Otelde nasıl yemek yiyeceğiz? Güneşten etkilenir mi? Bir türlü çıkmayan dişler Bodrum'da çıkarda sorun yaşatır mı...? Bir sürü soru var kafamda.

Canım Oğlum Günaydın 2. Kez!


Biricik bebeğim bir kaç gün içinde 8. ayını dolduracak. Ama doğduğundan beri uyku konusunda kimseye yaranamadı. Az uyuyuyan sık sık uyanan bir bebek oğlum. Son günlerdeki numarası saat 05:45 - 06:00 gibi uyanıp 06:30 - 07:00 gibi tekrar uyuyor. Mamasını giyip biraz oyalandıktan sonra 09:00 - 09:30 gibi tekrar uyuyor. Bu uykuları da 30 - 45 dk. arasında sürüyor. Şuanda saatlerimiz 10:19 Kaan tabii ki 2. uykusundan çoooktan uyandı. Birazdan meyve kokteylini yiyip 12:00 - 12:30 gibi tekrar uyuyacak...