Sonunda gitti... Daha hiç saçı kesilmedi, hala anne saçı onlar dediğim, ipek ipek bakır rengi yumoş saçları gönderdik:(
Aslında çoktan zamanı gelmişti tabii, artık bazı yerleri ipek olmanın dışında düğümcük olmaya başlamıştı. 1-2 haftadır hazırlıyordum minik oğlumu. En sonunda baba ile birlikte bizde gideriz berbere, alışır bizimki önce, ardından bir daha ki ay da alışmış olur oğluşumun saçları kesilir diye düşünüyordum.
Allahtan erkek berberlerin ayna önünde lavabolar varmış. Babanın saçları kesilirken, ben de aaaaa ne güzel oluyor, harika diye diye ortam hazırlıyorum. Bizimki ellerinde şampuanlar bi yandan suyla oynuyor, bir yandan babayı kesiyor:)
Neredeyse 20 dk sürdü babanın traşı. Bizdeberber amcaya alıştık, ortama alıştık, babaya özendik, hatta berber amcaya ördekli makasımızı bile vermek stedik ama bir daha ki sefere:))
Derken baba traşı bitti. Hadi Kaan gel biraz da buradaki şampuanlarla oynayalım, hem de saçları keselim dedi berber amca... Bizim ki yok, istemem falan... Berber alabildiğim kadarını alacağım dedi. Bende tabii düğümcüklü olanlar gitse bile yeter...derken benim oğlum sanki yıllardır traş oluyormuş gibi, gıkını bile çıkarmadan 15 dk oturdu öylece. 15 dk diyorum çünkü az gibi görünen saçlar maşallah kes kes bitmedi:)
Hemen saklamak için saç alayım derken, eyvaah makina yok resim çekemedim derdine düştüm. Ne bileyim ben bu kadar kolay olacağını...:)
Ama yine de o akan musluklar, şampuanlar olmasa ne olurdu halimiz bilemem:))
Berber çıkışı sık sık ellerini saçına götürüp kontrol etti. Sonra da tanıdığı herkese gösterme telaşı başladı. İşaret parmağı başta herkese baaaak, saçıma baak:)
Ardından yemek yiyelim dedik. Ben klasik olarak köfteciyim Kaan da köfte yer dedim ama çocuğumun o gün meğer ciğer yiyesi varmış bir tabakta ciğer yemesin mi. Aaman ne memnun oldum.
Bana göre neredeyse mucizelerle geçen günün sonunda:) makinelere gidelim anne sözü gerçekleştirildi. Babayla makinelere gidildi. Biraz orada çalışıldı!!! kağıtları o maineden bu makineye gezdirdikten sonra arabanın arka koltuğunda uykuya dalindı:))
Not: Telefonla acele çekilmiş 1-2 resim var fakat şuan aktarılamıyor:(
29 Mart 2010 Pazartesi
Etkinlik Zamanı




Artık öyle böyle oyun oynamak yok herşeyin bir amacı var. Ya kocamaaan bir kule yapılacak, ya Kaan'ın suyla boyası:) ya kuru boya, ya da hamurlar. Yapılacak çok şey var...
Benim favorim de suyla boya:) Başlangıçta biraz korktum evimiz elden gider mi bu suyla boya olayında ama:) bir kaç su devrilmesinden başka kaza olmadı çok şükür. Ayrıca bu suyla boya işi beni de çok dinendiriyor doğrusu:))
24 Mart 2010 Çarşamba
Anahtar Krizi!!!

Dün tam diş doktorundan çıkmış ve biraz rahatlamışken, dur bir evi arayayım gitmeden bir şey lazım mı diye sorayım dedim( lazım olmadğını biliyorum ama aramak istedim işte) malum olduuuu!
Nejla teyzemiz yok bişey dedi ama 2 dk geçmeden aradı tekrar:" Hemen eve gelsen iyi olur!"
Dünya başıma yıkıldı tabii, insanın 1-2 saniyede ne kadar çok şey geçebiliyormuş aklından öyle:(( Hemen Kaan'ın başına gelebilecek herşey ve ne durumda olduğuyla ilgili bir sürü şey gözümün önüne geldi.
Teyzemiz, Kaan odasında kilitli kaldı demez mi?
Hiç aklıma gelmemişti doğrusu. Evde alınan onca güvenlik önlemine rağmen odasının anahtarını nasıl olduda bıraktık öyle inanamıyorum. Hiç ilgilenmediği bir konuydu çünkü ne kapı kapatır ne de anahtarla oynardı.
Hemen baba ve büyükbaba arandı, arabayla onlar alındı. Komşular arandı, herkes evinde ne kadar anahtar varsa denemelere başladı. Ben apartmana girdiğimde Kaan'ın sesini duyunca elim ayağım kesildi tabii. Herkes kapının arkasında tam da ne olduğunu anlamayan oğluma bir şeyler söylüyor. Kimi anahtarı at, kimi kapıdan uzaklaş, kimi aman uzaklaşma kapının arkasında dur. Yani tam bir kaostu.
Bizimki oyun olsun diye, ben odama giyinmeye gidiyorum teyze demiş, kapıyı da kapatmış, ardından anahtar sesini duyunca teyzemiz paniklemiş başlamış ona aç kapıyı oğlum demeye, biz eve gidinceye kadar biimki kafa tutmuş aslında millete:éaçmıycam ben giyiniyorum diye:)
Ama benim yetiştiğim dakikalarda ağlıyordu, bir de baba ve benim sesimi duyunca iyice koyverdi, açamıyorum diye:(
Herhalde 15 anahtar denendi, çilingir gelinceye kadar, üst komşu, alt komşu, karşı komşu... herkes seferber.
Ben oğlum ben burdayım ağlama, sen oyuncaklarınla oyna biz kapıyı açacağız diyorum tüm sahte sakinliğimle, baba yerlerde altından at anahtarı oğlum diye bağarıyor, tam dikkat dağılıp susan çocuk tekrar ne yapacağını bilmez şekilde ağlıyor...
Sonunda alt çapra komşuya koştum, hiç de inanmayarak nasıl kilit bu kimsenin anahtarı uymuyor kimseye diye...
Jale hanıma olayı anlatmama gerek bile kalmadı bizim evden tüm apartmana yayılan kaos sesleriyle hemen anahtarlarınızı alabilir miyim dedim.
Üç anahtar elimde, birincisi olmadı aman dedim diğerleri de olmayacak derken 2. denediğimiz anahtar dönüverdi birden. Allahım ne kapıymış hemen oğluma sarıldım.(Bu arada çilingir de yetişmiş aşağıdaymış) Beziyle kalmış bir tek, badyi bile çıkartmış:) ama ağlamaktan gözler şimiş ve kızarmış:(Herkes evine kaçıştı geçmiş olsun deyip, daha fazla kalabalıkla korkutmayalım diyerek.
Sanırım yarım saat, 45 dakika süren kötü dakikalardan sonra, bu olay onda nasıl bir iz bırakacak korkusu kapladı içimi. Kahroldum.
Odadan çıktıktan sönra bile dakikalarca ağladı.
Açamadım anne diyerek:(
Kilitlerin zor açıldığı, açamamasının normal olduğunu anlattım ve konuyu değiştirdik. Biraz banyoda oyundan sonra, Sultan Teyzem(komşu) bana sünger Boblu çikoata verecekti dur onu isteyeyim demez mi? Kapıyı açması için söylenmiş rüşvetler kaydedilmiş:)))
Günün sonunda her zaman ki gibi daha kötüsüolabilirdi diyerek şükredildi. Hala titreyen bakıcı teyze teselli edildi. Kaan'la etkinlikler yapıldı, kapılar kapansa bile kilitlenmez denildi. Evde ki tüm anahtarlar toplandı:)))
12 Mart 2010 Cuma
Anne, bak ben ne giydim :))


Dün eve girdiğimde kapıda beni bu sözlerle karşıladı oğlum. Anne, baaak ben ne giydim. Eliyle eşofmanını aşağıya ittirmeye çalışarak. Bak bak, kilot bu! :))
Aman ne mutlu oldum. Kucağıma aldığımda zaten hafiflik de hissediliyordu:) Yaklaşık 1-2 haftadır kendiliğinden doğan bir istekle, anne çok çişim geldi diyerek tuvalate koşmalar başlamıştı(yalandan:)) Klozet oturağı, lazımlık, seyahat lazımlığı, alıştırma kilodu, normal kilot ve atletleri herşey hazır. Bir kaç deneme de gayet başarılı ama paşa gönlü isterse! Büyüdü benim oğlum artık :))Gerisi sürekli hatırlatmaya kalıyor galiba:( Bez bağlamak daha mı rahattı ne?:))
8 Mart 2010 Pazartesi
Bilsardan Kayyu:)

Teknik bir problem var küçük bir problem fakat zaman ayırıp düzeltemedim. Ya fotograf makinası bozuldu ya bilgisayar...Daha o güzel Adana günlerini bile yaıp resimleyemedim, biraz ihmal ettim ama şimdiresimsiz de olsa telafi zamanı:)
1-2 ay önce başlayan Baby Tv beğenisi Adana ya gideceğimize yakın günlerde kafamda soru işaretlerine neden oldu. Çocuk arada sırada baby tv yi izliyor annemlerde digiturk yok ne yapacağız derken... Hıh dedim en iyisi ben onu biraz yumurcak tv ye alıştırayım da Adana da onu izler istediğinde. Bir açtık yumurcak tvyi, baby tv gibi değil:( Sonra bir çizgi film başladı Caillou 2-3 dk kısa kısa, eğitici, öğretici. 3-4 yaşlarında bir çocuğun başından geçenler(bizim haller gibi) İkimizinde çok hoşuna gitti. Bende çok hoşlandım çünkü caillou(kayyu) sanki bizim Kaanyu:)Yani aileler içinde eğitici yol gösterici... Adana ya gidene kadar yumurcak tv- caillou bir kaç sefer izlendi. Adana ya bir gittik ki yok yumurcak tv falan:) Neyse ki internet vardı. Kaan Bey bilgisayardan caillou izlemeye başladı.Adana dönüşü İstanbuldan piyasadaki tüm caillou cdleri alındı. İzlendi ama bilgisayardan! evde kıyamet koptu tv den değil bilsardan kayyu diye:) Artık ciddi bir caillou fanıyız. Cd de olmayan bölümler internetten indiriliyor akşam Kaan Bey bilsardan!!! caillou izliyor:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






