2 Kasım 2011 Çarşamba

İyi ki Doğdun Canım Oğlum





Canım oğlum, bu gün doğum günün. 4 yaşında oldun. İnanamıyorum. Hem gurur, hem mutluluk var içimde. Biricik bebeğim büyüyüyor. Çok mutluyum. Oğlum, benim küçük bebeğimken artık benim küçük arkadaşım oluyor. Birlikte oyun oynamak,gezmek, konuşmak inanılmaz zevkli.
Bu yıl doğum gününü hafta sonu kutlamak için 29 Ekim cumartesi günü, Ağa Köşkü'nde akşam yemeğinde toplandık.Tüm sevdiklerimiz neredeyse oradaydı. Anneannenler, büyükbabaların, Sabahattin Dedenler, Gülen Hala, Aylin Hala, Melahat Teyze, Bülent Amcanlar,Aycan teyzenler, Halanlar, Dayınlar...tam 25 kişiydik o gece. Çok güzel yemekler eşliğinde, sevdiklerimizle beraber senin bir yaş büyümeni kutladık. Anneannenler Adana'dan, dayın ve halanlar ise İstanbul'dan sadece senin için geldiler. Sen de gece muhteşemdin. Tüm misafirlerimize okuldan öğrendiğin Cumhuriyet şiirini okuyup, ardından da "Doğum günüme geldiğiniz için teşekkür ederim." demen herkesin çok oşuna gitti.
Bu gün 02.11.2011 Salı. az önce okulda öğretmen ve arkadaşlarınla sınıfında doğum gününü kutladık. Çok güzel bir kutlamaydı. Hep birlikte sana doğum günü şarkıları söyledik. ve pastanı kestik.
Ne mutlu bana senin gibi bir oğlum var. Hergün şükrediyorum Allah'a...
Sağlıklı, mutlu, şanslı ve bizimle birlikte:) çoook uzun ve iyi yaşa oğlum.

26 Ağustos 2011 Cuma

kısa özet:)


Canım oğlum, uzuun bir yaz tatilini geride bırakmak üzereyiz. Şuanda benim seminerlerim başladı. Ama hafta sonları yine yazlığa gidiyoruz. Tatilimiz çok güzel geçti. Seninle başbaşa 3 Temmuz da Adana ya gittik. Yaklaşık bir ay inanılmaz mutlu geçirdik bu süreyi. Kazasız, hastalıksız. 15 anaokula gittin. Arkadaşlarınla oynadın, kız arkadaşlarınla buluşup, denize girdin. Bol bol yüzdük akdenizin sıcak sularında. Sonra mecbur dönüş:( Döndükten 1 hafta sonra ise yazlığa gittik Berke ve Keremle bol bol vakit geçirdin... Şimdilerde ise ben de hem bir gurur hem bir heyecan.
Benim minik oğlum okula başlayacak. Kılık kıyafet,okul araç gereç hazırlıklarımız var. Artık iki arkadaş gibi uçak seyahatleri, alışveriş gezileri yapabiliyoruz. Şu günlerde ise kuşlarla ilgili bir bilgisayar oyunu oynamakla neşguluz. Parolamız" Pes etmek yok" :))

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Çok güldümm

Çok uzun bir ara zaman girdi yazılarımın arasına. Bloglar kapandı sonra benim açmam da yine zaman aldı. Neyse ki kavuştuk. Bu kadar zamandır yaşananlar artık akla gelindikçe eklenecek. Dün gece ile başlamak lazım.

Dün akşam çok sevdiğin derra(Derya)nın düğünü vardı. Sana koşmak oynamak için ortam müsaitti tabii. Senden yaşça büyük çocukların peşinden koşturup beni merak içinde bırakmıştın. Bende koştum peşinden ne yapıyorsunuz diye bakmak için. Büyük olan çocuklar engelliler için yapılan eğimli çıkış yerinden hızla çıkıp yine hızla iniyorlardı. Benim temkinli oğlum yapmıyordu.(yaşasın) Ama yine de merdiven başında durduğun için endişeyle yanında durdum. Ve sana bu eğimli yol engelliler için, buradan tekerlekli sandalye ile çıkıldığını anlattım. Hemen ardımdan etrafındaki çocuklara "beni dinleyiiin, bu yol tekerlekli masalar için, buradan yemekler taşınıyor" demen beni kahkahara boğdu tabii.

Düğün sonunda arabaya binerken yerde bulduğun sopalı süpürgeyi tüm uyarılarıma rağmen bırakmayınca ben de "şimdi cadı gelip süpürgem nerede diyecek" dedim. Aman yarabbi o süpürgeyi yavaş yavaş gökyüzüne bakıp bakıp bırakacağını nereden bileyim. Amacım korkutmak değil espiri yapmaktı. Ama gökyüzüne uzun süre bakman beni hala güldürüyor. Neyse sonra durumu kurtardık...:))

3 Şubat 2011 Perşembe

ilk kreş,ilk dans...


Adanada'yız... pazar gecesi geldik, rötarlı bir şekilde!!!
Mutluyuz, Kaancığım el üstünde ilgi odağı dolayısıyla hayatını yaşıyor. Evin içinde tüm gün sadece bizi görmekten gına gelmişti. Burada 2 gündür kreşe gitmeye başladı. İlk gün birlikte gittik kreşe,yarım gün. Ben ilk 5 dk dan sonra görünmez oldum. Ertesi gün seni kapıdan bırakıp çıkışta almaya geldim. Bu beni çok mutlu etti. Üstelik kreşte iki sınıf var. 2-4 yaş ve 4-6 yaş. Sen büyük gruba dahil olmayı istedin. Kreş çıkışlarında, küçük gruba giden arkadaşın Ata'yla da uzun zaman geçirdikten sonra, şimdi olduğu gibi mışıl mışıl uykuya...
Dün akşam aile dostlarımızla yemekteydik. Senin yaşlarında 3 tane kızları var:))
Yemek sırasında üç kızı da bastıracak kadar hareketli ve girişkendin. Hatta yemek müziği çalmaya başladığında" eee neden dans etmiyoruz?" diyecek kadar da centilmen...İlk dansını görmek mutluluk vericiydi.Bu arada dansta bir harikaydı. Bol bol fotograf ve kamera görüntüsü yakalamaya çalıştım ama seni alkışlamaktan ve çok hareketli oluşunuzdan biraz zorlandım.:)
Hıım bir de akülü arabamız var artık, değmeyin keyfimize:)

2 Şubat 2011 Çarşamba

...


Canım oğlum
Bugun sadece seni çook sevdiğimi ve hayatın boyunca hep mutlu ve sağlıklı olmanı istediğimi söylemek istiyorum. Çok şükür ki şu an kucağımdasın kollarımda...

23 Ocak 2011 Pazar

Yeni oyuncaklar, oyunlar

Klasik bir erkek çocuğu olduğunu kanıtladın sonunda. Bir süredir devam eden araba aşkımızın azalmasına üzüldüm desem yalan olur. Araba kullanmayı seviyorum ama oyuncak arabalarla oynamak bir anne olarak hiç bana eğlenceli gelmiyordu ne yalan söyliyeyim.

En sevdiğim şey puzzle yapma zevkini seninle yaşamak, senin de benim kadar puzzle yapmayı sevdiğini görmek çok keyifli. Kaç tane puzzlemız var ve onları kaç milyon kez yaptın bilemiyorum:))

Şimdi de kahraman sevdamız başladı. Örümcek adamlar, demir adamlar favorilerimiz. Son günlerde ki oyunumuz. "babacığım, annem benim kızım olsun, sen ona saldır ben de onu kurtarayım" :))bu oyunu defalarca oynuyoruz.

Şurup krizi aşıldı...

İlk kez hastalandığında 3 aylıktın. Ben çalışmaya başlamıştım ve sanırım taşıdığım mikropları sana bulaştırmıştım. İlk kez şuruplarla tanışman böyle oldu. O günlerde çok küçük olman sebebiyle başlayan şurup içememe-içmeme bugünlere kadar sürdü...
Geçtiğimiz aylarda ise bu mücadelelerimiz tavan yaptı resmen. Ateşler içinde yanmana rağmen şurup içmemek için verdiğin mücadele inanılmazdı. Her türlü yöntem ve tekniğin yaşandığını, gizli kapaklı oyunların yapıldığını söyleyebilirim. Hiç bir anne çocuğunun hasta olmasına dayanamaz elbette ama ben emin ol kahroluyordum sen hasta olduğunda. Çünkü şurup içmediğin için ne ateşin düşüyordu ne de hastalığın çabuk geçiyordu. En ufak bir soğuk algınlığı bile bizim için kabustu taa ki bugüne kadar. Aynı zamanda 6 aylık bebekliğinden sonra başlayan doktor korkunda bizi çok zorluyordu.
22 Ocak gecesi birden bire ateşlendin. Beni ilk şaşırtan ateşini ölçmeme itiraz etmemen oldu. Buna bile şükrettim. Sabah olduğunda doktora gitmemiz gerektiğini söylediğimde. Tamam anneciğim ama abi doktora gidelim demen bile beni mutlu etmeye yetti.
Dediğini yaptık erkek bir doktora gittik ve ilk defa hiç itirazsız, gözyaşı olmadan sessiz sedasız muayene oldun. Ve elbette tedavi süreci gereği Dr. şurup verdi.
Kaancığım hadi hayatım şurup içme zamanı geldi dediğim anda, klasik mücadelenin başlaması gerekiyordu. Ama bir mucize oldu sanki ve sen "ben artık büyüdüm değil mi, abi oldum . İçmem lazım dedin" ve içtin. Dünyalar benim oldu. Bir kaç saat iyi olacağını bilmek, mücadele etmemenin verdiği hafiflik, mutluluk anlatılmazdı. Demek benim oğlum gerçekten büyümüş, 1-2 ay öncesiyle ne kadar büyük bir farklılık inanılmazdı doğrusu. Ama içimden bir ses bu herhalde bir kerelik oldu sonra yine zorluk çıkarır demeden edemedi. Şükürler olsun ki bu şurup içme olayı defalarca tekrarlanmasına rağmen hiç bizi zorlamadı. Ne büyük bir mutluluk anlatamam. Burnun sular seller gibi akıyor, ama benim içim rahat çünkü oğlum artık şuruplarını içiyor...:)