29 Nisan 2010 Perşembe

Marifetli Oğlum:))

Biricik oğlum, canım, herşeyim..:) Maşallah bir marifetli bir marifetli:) Dün aradan çıksın yarına kolaylık olsun diyerek bezelye ayıklamaya başladım. Bu işi de oğulcuğumun yanında salonda yapayım dedim. Canımcım benim yere birşeyler koyup sermeye başladığımı görünce "heey, piknik mi yapıyoruz? Yaşasın" diye bağırdı hemen. Yok yavrum bezelye ayıklıyacağım deyince "hım tamam, bende yapabilir miyim anne" deyiverdi. Tabii benim allah battı şimdi ortalık telaşım başlamıştı çoktan:)) Ama benimki aman yarabbi sanki bezelye ayıklamak için doğmuş:) son derece ciddi, hiç sırayı bozmadan bezelyeyi al, bir şekilde aç:), içindekileri dök(içindekileri bir süre sonra yere oradanda tabağa doldurdu), çöpünü tepsiye koy. Arada da "anne neydi bunun adı?" "bezelye" "hımm anladım, bezelye" 1 dk sonra "anne mısıra da benziyor sanki" "evet benziyor ama değil, bezelye" "hımm anladım" 1 dk sonra "sanki top top bunlar anne" "evet canım küçük yeşil toplar" eyvah dedim şimdi topa benzetti zıplayacak bizim bezelyeler. Ama sadece sohbet ediyormuş bizimki iş yaparken:) Tüm bezelyeler ayıklandıktan sonra mutfağa kadar o götürdü, tezgaha koydu ve "işte bitti anne" dedi. Her eve lazım vallahi:))

Domatesler büyümüş müdür anne?






İki gündür aniden aklına birşeyler gelmiş gibi koşturup pencere önüne yapışıyor. Hii anne domatesler büyümüş müdür?:)) Belki biraz oğlum ama daha tam büyümediler bak yeşiller hala... Bu böyle kırk sefer yaşanıyor:)) Aslında ben de en az onun kadar sabırsızlanıyorum. Hadi ama domatesleeer:))

28 Nisan 2010 Çarşamba

Hem çalarım hem söylerim:))

Müziğe karşı biraz ilgisi olduğunu düşündüğüm çocuğuma biraz kendi müziğini yapsın diyerek aldığımız orgLAR! çoktan atıldı bile:( Bari bu sağlam kalır diyerek aldığım yeni müzik aletiyle hem çaldı hem söyledi:)) Bana da arada söylendi:)))

Yaşasın Bir ıhlamur Ağacım Var !






Evimizde besleyip büyüdüklerini bile pek farkedemediğimiz bir kaç yeşil bitkimiz var. Çiçek açsınlar diye vitamin takviyelerine bile başladım ama sanırım güneşe göre konumlarında sorun var. Neyse bu sebeple evde çok istememe rağman bir türlü çiçek yetiştiremiyordum. Vazoya koyduklarımızda iki günlük. Yapma çiçekleri de zaten sevmiyoruz. Dün gittiğim bir sera da kendimi cennette gibi hissettim. O kadar güzel çiçekler vardı ki. İmkanım ve yerim olsa hepsini eve götürmek istedim. Sonra gözüöe domates fideleri ilişti, bayıldım. Biber, çilek ...vb neler neler. Hemen kendimi kaybettim tabii. Az önce aay çok güzel ama ben alamam derken. Aaa şunda da olsun, bir de bunu alayım...:) Evet artık kendi domatesimizi, biberimizi,çileğimizi yetiştiriyoruz:)) O kadar olmasa da büyümelerini seyredip belki tatmaya kıyabiliriz:)) Kaan'ın pek hoşuna gitti tabii. Balkona çıkarmamız lazım onlar evde büyümez deyince kıyamet koptu. Hayır burda yanımda dursun diye:)
Tabii sera da o kadar iştahlanmışken bir de oğlumun dikili ağacı olsun, doğaya katkıda bulunsun diyerek bir ıhlamur ağacı aldım. Kaan'a hadi küreklerini alalımda ağacımızı dikelim deyince deli oldu. O sevinçle kazma işini kepçeler yapar anne diyerek kepçelerini de aldı:))
Apartman görevlisinin çukuru kazmasına yardım etti. Görevli "bak sen büyüdükçe bu ağaçta büyüyecek" deyince Kaan " ben büyüyünce senin gibi olucam" dedi.(yani ağaca değil sana benziycem:))
Görevli de sen benim gibi olma büyük adam ol, doktor ol deyince. Iıhh olmam doktor, istemem diye büktü hemen dudakları:))
Sonunda da görevliye sesleniş " duman amcaaaa" bizde şaşkınlık nerden çıktı duman amca lafı şimdi diye:)) Sonra çocuk her görevliyi gördüğünde elinde sigarası olduğu ve kaloriferi yaktıktan sonraki apartmanda oluşan koku ve isten olduğunu tahmin ettik:)))
Akvaryumdaki dalgıçta malum hortum amcaydı:))

16 Nisan 2010 Cuma


Anneanneli akvaryum gezisi













Cumartesi aceleyle işten çıkıp eve koşuşturup,istanbul'a yolculuk. Anne, anneanne,kuzen, az da olsa teyzeyi görmek ilaç gibi geldi kısada olsa...Ardından kısa alışveriş mağazası gezisi ve merak edilen Turkuazu(akvaryum) gezisi...Rüzgar gibi geçti gitti:(

Bizim ki balıkları görünce bayıldı tabii:) Ama herkes tüneldeki köpek balıklarına bakmak için acele ederken tutturdu tüplü adam diyee:) Oğlum bak şu balığa ne büyük yunus değil bak köpek balığı diye çırpındıkça biz ,O, ben tüplü adama el sallıyacağım,onu görmek istiyorum diyeee çırpındı.
Girişin pahalı oluşu bile unutuldu tünelde, değmiş dedirtti sonunda. Balıkları besleyen dalgıç herhalde hiç bu kadar ilgi görmemiş, el sallama tacizine uğramamıştır:))
Çocuklar için yüz boyama etkilikleri yapılıyordu bir bölümde, Canımcım gördü mü boyaları, fırçaları koştu tabii. Ama akıllı çocuk boyatmadı yüzünü, başladı resim yapmaya:) Biz gel senin de yanağına balık çizsinler dedikçe o bize, gel ben sana çizeyim demeye başladı:)