Dokuz günlük bir bayram tatiliydi. Ailece(annemler, halam ve amcalarım) Gönen'deydik. Bol bol dinlendik, eğlendik, şifalı sulara girip çıktık:))
Hava o kadar güzeldi ki... dışarıda gezmek de çok keyifliydi. Sonbaharın son günlerinde ilk baharı yaşadık sanki.
İlk defa at bindin... 2 sene önce Bolu'da Berke ile bindiğiniz atı saymazsak:))
Bu sefer bir at çifliğindeydik Gönen de. Oldukça kalabalıktı. Benim yıllar önce yaşadığım attan düşme deneyim olduğu için hiç istekli değildim at binmeye. Ama biricik oğlum yaşasın bu deneyimi istedim. Allahtan sen de istedin:)) Polly cinsi midilli tarzı Karamel adında, karamel renginde:) sevimli bir attı. Yaklaşık 10 dk. lık Karamel'le yapılan gezinti de Bayrama bir hoşluk kattı. Giydiğin jokey şapkası ve at üzerindeki ciddiyetinle hepimizin gözünde küçük bir jokey oldun:))
21 Kasım 2010 Pazar
5 Kasım 2010 Cuma
Yaş Özelliği
Canım oğlum, 3 yaşını doldurmuş 4 yaşından gün almaya başladığın şu günlerde boyun 98-99 cm kilonda 16-17 kg civarında. Hem fiziksel hem de gelişim özellikleri olarak tam yaş özelliklerini taşıyorsun...
Bu günlerde ki en büyük değişim ve gelişim özelliğin korkuların...! Yılanlar, canavarlar, köpekbalıkları...vs Sanırım izlediğin çizgi filmlerden öğrendin yılanları. Bir gece yanımıza gelip ayaklarını havaya dikerek yattın:) neden diye sorduğumuzda yataktaki yılanlar yüzünden dedin:(( Nemo gibi çizgifilmde yer alan köpek balıkları yüzünden de köpek balığı korkumuz var. Geçenlerde gittiğimiz Sammy'nin Maceraları ilk sinema filmimizdi. Ama çoşkuyla başlayan sinema seyri malesef yine köpekbalıkları yüzünden yine yarıda bitti:( Ama ilk sinema izleme deneyimi olarak yerinde oturma, sesiz durabilme konularında çok başarılıydın:))Hatta diğer izleyicileri uyaracak kadar:)
Umarım bu korkularımız zor da olsa çok uzun sürmeden biter:))
Bu günlerde ki en büyük değişim ve gelişim özelliğin korkuların...! Yılanlar, canavarlar, köpekbalıkları...vs Sanırım izlediğin çizgi filmlerden öğrendin yılanları. Bir gece yanımıza gelip ayaklarını havaya dikerek yattın:) neden diye sorduğumuzda yataktaki yılanlar yüzünden dedin:(( Nemo gibi çizgifilmde yer alan köpek balıkları yüzünden de köpek balığı korkumuz var. Geçenlerde gittiğimiz Sammy'nin Maceraları ilk sinema filmimizdi. Ama çoşkuyla başlayan sinema seyri malesef yine köpekbalıkları yüzünden yine yarıda bitti:( Ama ilk sinema izleme deneyimi olarak yerinde oturma, sesiz durabilme konularında çok başarılıydın:))Hatta diğer izleyicileri uyaracak kadar:)
Umarım bu korkularımız zor da olsa çok uzun sürmeden biter:))
1 Kasım 2010 Pazartesi
31 Ekim 2010 Pazar
1. kutlama:))
Canım oğlum 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla hafta sonun ile birleşen tatil doğum günü kutlamalarımızdan ilkini!!! 30 Ekim Cumartesi akşamı gerçekleştirdi. Sadece aile içinde akrabalarla yapılan parti çok güzeldi... İnternetten bulup sipariş ettiğimiz pastamız ve keklerimiz çok şıktı. Güzel resimlerde çekildi fakat henür yüklenemedi:)) Elimde sadece pastanın resimleri var. Önce onları paylaşayım sonra diğer anılaaar...
2. kutlamamız salı akşamı yani tam doğduğun gün:))
Sonra birde bayramda anneannenlerle 3. kutlamayı yaptık mı değme keyfimize:)))
28 Ekim 2010 Perşembe
3. Yaşı Bitiriyoruz...


Ne mutluluk ne gurur bir bilsen... 3 yıl olmuş kollarıma verileli... hem çoook uzun bir zaman hem de çok kısa.
Bu yıl diğer yıllardan farklı doğum günü hazırlıklarımız. İlk yıl bir bebeğin yaşını doldurma sevinciydi sadece. 2. yıl bebekliğin biraz daha azaldığının habercisiydi. Bu yıl ise kocamaaaan bir adam oldu benim oğlum. Kişilik sahibi, ne istediğini bilen:))
Bu yıl ilk defa ne istersin oğlum soruları onun için daha anlamlı ve kıymetli.
İlk isteği parti düdüğü:)) soranlar ne olduğunu önce anlayamıyorlar hiç umdukları bir cevap değil çünkü:) Sonra parti şapkası, balonlar...vs
Doğum günü pastası... en önemli konumuz. Anlattım daha önceki pastalarını bak ilk doğum gününde bir palyaçoydu, 2. yaş doğum gününde bir hediye paketi. Bu yıl ne istersin deyince...
Arabalı olsun dedi. hemen seçenekler araştırıldı tabii oğlum birşey istemiş olmaz mı?
modeller üzerinde birlikte konuşup anlaştık. Şimşek Mqueen hayranlığının tavan yaptığı bir zamanda tır mack ve şimşek mqueen li pasta istedin. aradık taradık.. ve buldum ama tır ın pasta üzerindeki gereksiz varlığı hoşuma gitmediği için seni de ikna ederek şimşek ve diğer arkadaşlarının yer aldığı bir pastayı beğendik:))
yanında da bonusları cupkekler.
Pekiii hediye ne istersin? Tabii şimşek mequeen:))
Peki madem pastada tır yok, o zaman babayla sana tır alalım mı? Olur, yaşasııın:) Hadi anne modellere bakalım:) ( internette tüm oyuncak siteler 3 gün gezildi oyuncakta seçildi)
Artık bebek değilsin belki ama hala çok küçüksün. Çok ilginç evin içinde gözüme o kadar küçük görünmüyorsun:)) Ama dışarıya çıktığımızda karşıdan koşarken ya da arkandan sana bakarken ağzım açık kalıyor aaa daha çok küçük diye:))
Bu itiraftan da sonraa doğum günü heyecenımızı artık ortak heyecan:)) paylaşıyoruz.
İnşallah çok güzel bir gün olur. İnşallah hep çok güzel bir ömrün olur...
15 Ekim 2010 Cuma
Van,tur.tiriyo
Yoğunluklardan dolayı uzuuun zamandır yazamıyorum. Yazılacak o kadar çok şey birikti ki...
Herşeyden önemlisi doğum gününe sayılı günler kaldı. Artık 4 yaşından gün alacaksın. 3 yılı geride bıraktık bile. Ne çabuk geçiyor zaman. Daha seni ilk kucağıma aldığımdaki gibi panik halde sanki yüreğim. Herhalde bu heyecan ve yürek çarpıntısı hiç geçmeyecek.
Artık iki arkadaş gibi sohpet etmeye başladık. Bana uzun uzun bir gününün nasıl geçtiğini büyük bir adammış edası ve cümleleriyle aktarıp duygu ve düşüncelerini paylaşıyorsun.
Tek sıkıntım evde çok uzun zaman geçirip sıkıldığını düşünmem. Umarım öyle değildir çünkü kreşe gönderme işini biraz askıya aldım:)Arkadaşların olmasını ve onlarla oynamanı istiyorum ama şartların biraz daha uygun olması gerekiyor. Nasılsa o günlerde gelecek... Okula gitmek istemeyip evde kalmayı istediğin günler:)
Evde zaten kendini çook geliştiriyorsun:) Geçen gün bana ingilizce sayıları saymaya başlayınca şoke oldum. Aynen şöyle Van, tur, tirio, foor, fayf... çizgi filmler sağolsun:)
Herşeyden önemlisi doğum gününe sayılı günler kaldı. Artık 4 yaşından gün alacaksın. 3 yılı geride bıraktık bile. Ne çabuk geçiyor zaman. Daha seni ilk kucağıma aldığımdaki gibi panik halde sanki yüreğim. Herhalde bu heyecan ve yürek çarpıntısı hiç geçmeyecek.
Artık iki arkadaş gibi sohpet etmeye başladık. Bana uzun uzun bir gününün nasıl geçtiğini büyük bir adammış edası ve cümleleriyle aktarıp duygu ve düşüncelerini paylaşıyorsun.
Tek sıkıntım evde çok uzun zaman geçirip sıkıldığını düşünmem. Umarım öyle değildir çünkü kreşe gönderme işini biraz askıya aldım:)Arkadaşların olmasını ve onlarla oynamanı istiyorum ama şartların biraz daha uygun olması gerekiyor. Nasılsa o günlerde gelecek... Okula gitmek istemeyip evde kalmayı istediğin günler:)
Evde zaten kendini çook geliştiriyorsun:) Geçen gün bana ingilizce sayıları saymaya başlayınca şoke oldum. Aynen şöyle Van, tur, tirio, foor, fayf... çizgi filmler sağolsun:)
26 Ağustos 2010 Perşembe
Ne olur gitme anne:( 'ler bitiyor ...dan Ne olur gitme anne..lere





Koskoca tatil geçti gitti bile...hiçbir hatırayı not edemeden:(
Artık günü gününe olmasa bile kısa özetlerle yaz tatilimiz...
Yaz tatilimizin birinci durağı Antalya-Kemer'di...
Arabayla yapılan ilk uzun seyahatimiz. Kazasız belasız atlatıldı. Otel memnuniyetimizin çok olmadığı fakat birlikte olmanın( halanlar,Sultan teyzenler) güzelliğini yaşadığımız günler geçirdik...
İkinci önemli olayımız kuzenlerin Berke ve Kerem'in sünnet düğünüydü...
Ardından babaannemin vefatı dolayısıyla İstanbul'a gidiş...(dolayısıyla Adana'ya gidişimizi erteledik)
Ertelenen Adana seyahatini gerçekleştirdik. Bu seyahatte baban bize katılamadı fakat Nejla teyzen yanımızdaydı. Uçağa 10. binişindi. Ama ilk defa uyumadan bindin ve uçakta da bir an olsun gözünü kırpmadın. Benim yüreğim ağzımda hava boşluğuna girersek o korkuyu yaşarsan diye. Çok şükür laylaylom bir şekilde geçti yolculuğumuz. Tatil dönüş biletini almamıştık, çünkü bu seferde dedem rahatsızdı. Sadece bir hafta kalabildik Adana'da çünkü senin büyük dedeni, benim dedemi kaybettik:(
Tatilimiz böyle bir acı bir tatlı geçti...
Aradan geçen zaman süresince maşallah sağlığın yerindeydi. Geçen seneki yaz tatilinde yaşadığımız kazalar çok şükür ki gerçekleşmedi.
Bezi bırakma çalışmalarımız başarılı bir şekilde gerçekleşti. Antalya yollarında otobanda lazımlığı yol kenarına koyup gelip geçen arabalara karşı sefalar sürdün:))
Sonunda artık ben lazımlık istemiyorum diyerek kendiliğinden klozete geçtin. Artık bu işimiz tamamen hal.
Konuşmaların, oyunların tadına doyulmayacak cinsten...
Canım oğlum yazımın başlığındaki gibi ne olur gitmeler maalesef yeniden başladı bile.
İnşallah şu günleri çarçabuk geçer yine gelir tatil günleri...
2 Temmuz 2010 Cuma
Ne olur gitme anne:( 'ler bitiyor
Bu sabah belki de en zor evden çıkışlarımdan biri oldu. elim kolum çanta, geç kalma tedirginliği içimde, kalbim evde kala kala tam kapıdan çıkıcam derken; noluur gitme anne deyip size koşan bir çocuğu nasıl bırakırsınız?
Tamam oğlum bu gün son. Anne tatile giriyor. Artık hep seninle olacak.Havalar soğuduğunda okula gidecek. Bu son cümleyi söyleyene kadar iyi gidiyordu. Ama yine gidecek kısmını duyunca; yaaaa gitme (lütfen)nütteeen anne...
Evet çok şükür bir yılı daha bitirdik. Darısı diğer yılların başına...
Bir hafta sonra Antalya-Kemer tatili başlıyor. Bakalım bu yaz neler yaşayıp neler göreceğiz. Umarım sağlıkla geçen bir tatil olur. Kazasız belasız. Mutluluk zaten hep bizimle:))
Tamam oğlum bu gün son. Anne tatile giriyor. Artık hep seninle olacak.Havalar soğuduğunda okula gidecek. Bu son cümleyi söyleyene kadar iyi gidiyordu. Ama yine gidecek kısmını duyunca; yaaaa gitme (lütfen)nütteeen anne...
Evet çok şükür bir yılı daha bitirdik. Darısı diğer yılların başına...
Bir hafta sonra Antalya-Kemer tatili başlıyor. Bakalım bu yaz neler yaşayıp neler göreceğiz. Umarım sağlıkla geçen bir tatil olur. Kazasız belasız. Mutluluk zaten hep bizimle:))
24 Haziran 2010 Perşembe
Değişim ve Gelişim Rüzgarları
Geçen yıl bu zamanlar... Geçirdiğim kaza sonucu sütten kesme çalışmalarına başlamıştık zorunlu olarak. Doğduğundan beri en büyük zevk ve beslenme şekline veda ettik. O günlerde bunun sancısıyla uğraştık. Ama kısa sürede amacımıza ulaştık. 20 ay emmesine rağmen hatırlamıyor emdiğini. Sadece zaman zaman kucağıma o pozisyonda yatmaktan zevk aldığını gözlemliyorum. Bilinçaltı hatırlıyor belkide:)
Bu yıl yine aynı zamanlar... yine doğumdan itibaren ayrılmaz parçamız, bebek bezimiz.
Mart ayında yaklaşık 2 hafta süresince klozeti kullanarak tuvalet alışkanlığı kazandırmaya başlamıştık(geceleri hariç) ama bir İstanbul seyahati bu düzenimizi bozmuş tekrar beze bağlanımıştık. Hem de ne bağlanma... Artık daha bilinçli olduğundan bilinçli bilinçli bırakmak istemiyor haldeydik.
Bir de huy var tabii, alışkanlıklarına çok bağlı, değişikliklerden hiç hoşlanmayan bir yapı var ortada. Örneğin kutudan süt içme(pipetten süt) Pınar'ın 1-3 yaş sütlerinin bağımlısı. Geçen ay Pınar süt'ün arka kapak resmi değişmiş. Bu değişikliği biz farkedemedik bile. Çok benzer bir resim yani. O günden sonra bir daha kesinlikle pipetten, kutudan süt içmedi. Anne bardaktan içmek istiyorum diyor. Allah'tan sütten vazgeçmedi. Ama o değişen kutuyu görmek istemiyor.
Böyle bir karakter de olunca bez bırakmak gözümde çok büyüyordu.
Ama herhalde bu tarihler bende de değişim rüzgarları esiyor:)
Tamam dedim bez bitti. Hemde tamamen geceli gündüzlü. Nereye istersen yap ama bez yok. İlk gün evin farklı köşeleri temizlendi durdu. ikinci gün biraz lazımlık biraz ortalık ama ilginç bir şey geceleri ilk günden beri kuru yatıp kuru kalkıyor olması. hem de gece hiç uyandırıp tuvalate kaldırmamama rağmem...
Yaklıaşık 10 gün oldu herhalde. Artık biz sormadan anne hemen gitmem lazım deyip tuvaletine oturuyor. Şükürler olsun. Çok mutluyum ama hala tedirginim tabii. Bu davranış gelişene kadar, hayatımızda başka bir değişim olmaması lazım. Artık geri dönüşümüz olamaz:)
Bu yıl yine aynı zamanlar... yine doğumdan itibaren ayrılmaz parçamız, bebek bezimiz.
Mart ayında yaklaşık 2 hafta süresince klozeti kullanarak tuvalet alışkanlığı kazandırmaya başlamıştık(geceleri hariç) ama bir İstanbul seyahati bu düzenimizi bozmuş tekrar beze bağlanımıştık. Hem de ne bağlanma... Artık daha bilinçli olduğundan bilinçli bilinçli bırakmak istemiyor haldeydik.
Bir de huy var tabii, alışkanlıklarına çok bağlı, değişikliklerden hiç hoşlanmayan bir yapı var ortada. Örneğin kutudan süt içme(pipetten süt) Pınar'ın 1-3 yaş sütlerinin bağımlısı. Geçen ay Pınar süt'ün arka kapak resmi değişmiş. Bu değişikliği biz farkedemedik bile. Çok benzer bir resim yani. O günden sonra bir daha kesinlikle pipetten, kutudan süt içmedi. Anne bardaktan içmek istiyorum diyor. Allah'tan sütten vazgeçmedi. Ama o değişen kutuyu görmek istemiyor.
Böyle bir karakter de olunca bez bırakmak gözümde çok büyüyordu.
Ama herhalde bu tarihler bende de değişim rüzgarları esiyor:)
Tamam dedim bez bitti. Hemde tamamen geceli gündüzlü. Nereye istersen yap ama bez yok. İlk gün evin farklı köşeleri temizlendi durdu. ikinci gün biraz lazımlık biraz ortalık ama ilginç bir şey geceleri ilk günden beri kuru yatıp kuru kalkıyor olması. hem de gece hiç uyandırıp tuvalate kaldırmamama rağmem...
Yaklıaşık 10 gün oldu herhalde. Artık biz sormadan anne hemen gitmem lazım deyip tuvaletine oturuyor. Şükürler olsun. Çok mutluyum ama hala tedirginim tabii. Bu davranış gelişene kadar, hayatımızda başka bir değişim olmaması lazım. Artık geri dönüşümüz olamaz:)
7 Haziran 2010 Pazartesi
Komiksin Komik:)
Kolay değil hayatı 2,5 yıllık gözlemle yorumlamak. Olayları, kişileri kendince anlamaya ve anlatmaya çalışmak... Tabii bu yorumlar biz yetişkinleri epey güldüren şeyler olarak ortaya çıkıyor.
Haftasonu yeni uyanmışken çocuk kanalında karşına çıkan bir kız çocuğu epey şaşırmana sebep oldu...Neden o kadar hayretler içinde baktığını görünce ben de baktım. Sonra sen,
anne bu kız mont mu giymiş? dedin. (Kız leopar desenli bir mont giymiş)
evet oğlum mont giymiş.
..... HAYRETLER İÇİNDE BAKIŞLAR DEVAM
Ama anne hayvan gibi görünüyor:))dediğinde sabah sabah beni epey bi güldürdün, aynı zamanda da şaşırttın. Demek leoparı da biliyormuşsun aferin:))
Haftasonu yeni uyanmışken çocuk kanalında karşına çıkan bir kız çocuğu epey şaşırmana sebep oldu...Neden o kadar hayretler içinde baktığını görünce ben de baktım. Sonra sen,
anne bu kız mont mu giymiş? dedin. (Kız leopar desenli bir mont giymiş)
evet oğlum mont giymiş.
..... HAYRETLER İÇİNDE BAKIŞLAR DEVAM
Ama anne hayvan gibi görünüyor:))dediğinde sabah sabah beni epey bi güldürdün, aynı zamanda da şaşırttın. Demek leoparı da biliyormuşsun aferin:))
10 Mayıs 2010 Pazartesi
İyi ki gelmişsin:))
Canım oğlum, annemden uzakta geçirdiğim için üzüldüğüm, ama sen yanımda olduğun için çook mutlu olduğum bir anneler gününü daha geçirdik.
Bana bu mutluluğu yaşattığın için,
sana iyi ki doğmuşsun diye sarıldığımda, sen de bana sarılıp "iyi ki gelmişsin, canımm:))" ( klasik çalışan anne çocuğu, her eve gidişimde beni böyle karşıladın için söylüyorsun herhalde:))dediğin için çok teşekkürler bebeğim...
Bana bu mutluluğu yaşattığın için,
sana iyi ki doğmuşsun diye sarıldığımda, sen de bana sarılıp "iyi ki gelmişsin, canımm:))" ( klasik çalışan anne çocuğu, her eve gidişimde beni böyle karşıladın için söylüyorsun herhalde:))dediğin için çok teşekkürler bebeğim...
29 Nisan 2010 Perşembe
Marifetli Oğlum:))
Biricik oğlum, canım, herşeyim..:) Maşallah bir marifetli bir marifetli:) Dün aradan çıksın yarına kolaylık olsun diyerek bezelye ayıklamaya başladım. Bu işi de oğulcuğumun yanında salonda yapayım dedim. Canımcım benim yere birşeyler koyup sermeye başladığımı görünce "heey, piknik mi yapıyoruz? Yaşasın" diye bağırdı hemen. Yok yavrum bezelye ayıklıyacağım deyince "hım tamam, bende yapabilir miyim anne" deyiverdi. Tabii benim allah battı şimdi ortalık telaşım başlamıştı çoktan:)) Ama benimki aman yarabbi sanki bezelye ayıklamak için doğmuş:) son derece ciddi, hiç sırayı bozmadan bezelyeyi al, bir şekilde aç:), içindekileri dök(içindekileri bir süre sonra yere oradanda tabağa doldurdu), çöpünü tepsiye koy. Arada da "anne neydi bunun adı?" "bezelye" "hımm anladım, bezelye" 1 dk sonra "anne mısıra da benziyor sanki" "evet benziyor ama değil, bezelye" "hımm anladım" 1 dk sonra "sanki top top bunlar anne" "evet canım küçük yeşil toplar" eyvah dedim şimdi topa benzetti zıplayacak bizim bezelyeler. Ama sadece sohbet ediyormuş bizimki iş yaparken:) Tüm bezelyeler ayıklandıktan sonra mutfağa kadar o götürdü, tezgaha koydu ve "işte bitti anne" dedi. Her eve lazım vallahi:))Domatesler büyümüş müdür anne?
28 Nisan 2010 Çarşamba
Hem çalarım hem söylerim:))
Müziğe karşı biraz ilgisi olduğunu düşündüğüm çocuğuma biraz kendi müziğini yapsın diyerek aldığımız orgLAR! çoktan atıldı bile:( Bari bu sağlam kalır diyerek aldığım yeni müzik aletiyle hem çaldı hem söyledi:)) Bana da arada söylendi:)))
Yaşasın Bir ıhlamur Ağacım Var !





Evimizde besleyip büyüdüklerini bile pek farkedemediğimiz bir kaç yeşil bitkimiz var. Çiçek açsınlar diye vitamin takviyelerine bile başladım ama sanırım güneşe göre konumlarında sorun var. Neyse bu sebeple evde çok istememe rağman bir türlü çiçek yetiştiremiyordum. Vazoya koyduklarımızda iki günlük. Yapma çiçekleri de zaten sevmiyoruz. Dün gittiğim bir sera da kendimi cennette gibi hissettim. O kadar güzel çiçekler vardı ki. İmkanım ve yerim olsa hepsini eve götürmek istedim. Sonra gözüöe domates fideleri ilişti, bayıldım. Biber, çilek ...vb neler neler. Hemen kendimi kaybettim tabii. Az önce aay çok güzel ama ben alamam derken. Aaa şunda da olsun, bir de bunu alayım...:) Evet artık kendi domatesimizi, biberimizi,çileğimizi yetiştiriyoruz:)) O kadar olmasa da büyümelerini seyredip belki tatmaya kıyabiliriz:)) Kaan'ın pek hoşuna gitti tabii. Balkona çıkarmamız lazım onlar evde büyümez deyince kıyamet koptu. Hayır burda yanımda dursun diye:)
Tabii sera da o kadar iştahlanmışken bir de oğlumun dikili ağacı olsun, doğaya katkıda bulunsun diyerek bir ıhlamur ağacı aldım. Kaan'a hadi küreklerini alalımda ağacımızı dikelim deyince deli oldu. O sevinçle kazma işini kepçeler yapar anne diyerek kepçelerini de aldı:))
Apartman görevlisinin çukuru kazmasına yardım etti. Görevli "bak sen büyüdükçe bu ağaçta büyüyecek" deyince Kaan " ben büyüyünce senin gibi olucam" dedi.(yani ağaca değil sana benziycem:))
Görevli de sen benim gibi olma büyük adam ol, doktor ol deyince. Iıhh olmam doktor, istemem diye büktü hemen dudakları:))
Sonunda da görevliye sesleniş " duman amcaaaa" bizde şaşkınlık nerden çıktı duman amca lafı şimdi diye:)) Sonra çocuk her görevliyi gördüğünde elinde sigarası olduğu ve kaloriferi yaktıktan sonraki apartmanda oluşan koku ve isten olduğunu tahmin ettik:)))
Akvaryumdaki dalgıçta malum hortum amcaydı:))
16 Nisan 2010 Cuma
Anneanneli akvaryum gezisi












Cumartesi aceleyle işten çıkıp eve koşuşturup,istanbul'a yolculuk. Anne, anneanne,kuzen, az da olsa teyzeyi görmek ilaç gibi geldi kısada olsa...Ardından kısa alışveriş mağazası gezisi ve merak edilen Turkuazu(akvaryum) gezisi...Rüzgar gibi geçti gitti:(
Bizim ki balıkları görünce bayıldı tabii:) Ama herkes tüneldeki köpek balıklarına bakmak için acele ederken tutturdu tüplü adam diyee:) Oğlum bak şu balığa ne büyük yunus değil bak köpek balığı diye çırpındıkça biz ,O, ben tüplü adama el sallıyacağım,onu görmek istiyorum diyeee çırpındı.
Girişin pahalı oluşu bile unutuldu tünelde, değmiş dedirtti sonunda. Balıkları besleyen dalgıç herhalde hiç bu kadar ilgi görmemiş, el sallama tacizine uğramamıştır:))
Çocuklar için yüz boyama etkilikleri yapılıyordu bir bölümde, Canımcım gördü mü boyaları, fırçaları koştu tabii. Ama akıllı çocuk boyatmadı yüzünü, başladı resim yapmaya:) Biz gel senin de yanağına balık çizsinler dedikçe o bize, gel ben sana çizeyim demeye başladı:)
29 Mart 2010 Pazartesi
Baak! Saçıma baak...
Sonunda gitti... Daha hiç saçı kesilmedi, hala anne saçı onlar dediğim, ipek ipek bakır rengi yumoş saçları gönderdik:(
Aslında çoktan zamanı gelmişti tabii, artık bazı yerleri ipek olmanın dışında düğümcük olmaya başlamıştı. 1-2 haftadır hazırlıyordum minik oğlumu. En sonunda baba ile birlikte bizde gideriz berbere, alışır bizimki önce, ardından bir daha ki ay da alışmış olur oğluşumun saçları kesilir diye düşünüyordum.
Allahtan erkek berberlerin ayna önünde lavabolar varmış. Babanın saçları kesilirken, ben de aaaaa ne güzel oluyor, harika diye diye ortam hazırlıyorum. Bizimki ellerinde şampuanlar bi yandan suyla oynuyor, bir yandan babayı kesiyor:)
Neredeyse 20 dk sürdü babanın traşı. Bizdeberber amcaya alıştık, ortama alıştık, babaya özendik, hatta berber amcaya ördekli makasımızı bile vermek stedik ama bir daha ki sefere:))
Derken baba traşı bitti. Hadi Kaan gel biraz da buradaki şampuanlarla oynayalım, hem de saçları keselim dedi berber amca... Bizim ki yok, istemem falan... Berber alabildiğim kadarını alacağım dedi. Bende tabii düğümcüklü olanlar gitse bile yeter...derken benim oğlum sanki yıllardır traş oluyormuş gibi, gıkını bile çıkarmadan 15 dk oturdu öylece. 15 dk diyorum çünkü az gibi görünen saçlar maşallah kes kes bitmedi:)
Hemen saklamak için saç alayım derken, eyvaah makina yok resim çekemedim derdine düştüm. Ne bileyim ben bu kadar kolay olacağını...:)
Ama yine de o akan musluklar, şampuanlar olmasa ne olurdu halimiz bilemem:))
Berber çıkışı sık sık ellerini saçına götürüp kontrol etti. Sonra da tanıdığı herkese gösterme telaşı başladı. İşaret parmağı başta herkese baaaak, saçıma baak:)
Ardından yemek yiyelim dedik. Ben klasik olarak köfteciyim Kaan da köfte yer dedim ama çocuğumun o gün meğer ciğer yiyesi varmış bir tabakta ciğer yemesin mi. Aaman ne memnun oldum.
Bana göre neredeyse mucizelerle geçen günün sonunda:) makinelere gidelim anne sözü gerçekleştirildi. Babayla makinelere gidildi. Biraz orada çalışıldı!!! kağıtları o maineden bu makineye gezdirdikten sonra arabanın arka koltuğunda uykuya dalindı:))
Not: Telefonla acele çekilmiş 1-2 resim var fakat şuan aktarılamıyor:(
Aslında çoktan zamanı gelmişti tabii, artık bazı yerleri ipek olmanın dışında düğümcük olmaya başlamıştı. 1-2 haftadır hazırlıyordum minik oğlumu. En sonunda baba ile birlikte bizde gideriz berbere, alışır bizimki önce, ardından bir daha ki ay da alışmış olur oğluşumun saçları kesilir diye düşünüyordum.
Allahtan erkek berberlerin ayna önünde lavabolar varmış. Babanın saçları kesilirken, ben de aaaaa ne güzel oluyor, harika diye diye ortam hazırlıyorum. Bizimki ellerinde şampuanlar bi yandan suyla oynuyor, bir yandan babayı kesiyor:)
Neredeyse 20 dk sürdü babanın traşı. Bizdeberber amcaya alıştık, ortama alıştık, babaya özendik, hatta berber amcaya ördekli makasımızı bile vermek stedik ama bir daha ki sefere:))
Derken baba traşı bitti. Hadi Kaan gel biraz da buradaki şampuanlarla oynayalım, hem de saçları keselim dedi berber amca... Bizim ki yok, istemem falan... Berber alabildiğim kadarını alacağım dedi. Bende tabii düğümcüklü olanlar gitse bile yeter...derken benim oğlum sanki yıllardır traş oluyormuş gibi, gıkını bile çıkarmadan 15 dk oturdu öylece. 15 dk diyorum çünkü az gibi görünen saçlar maşallah kes kes bitmedi:)
Hemen saklamak için saç alayım derken, eyvaah makina yok resim çekemedim derdine düştüm. Ne bileyim ben bu kadar kolay olacağını...:)
Ama yine de o akan musluklar, şampuanlar olmasa ne olurdu halimiz bilemem:))
Berber çıkışı sık sık ellerini saçına götürüp kontrol etti. Sonra da tanıdığı herkese gösterme telaşı başladı. İşaret parmağı başta herkese baaaak, saçıma baak:)
Ardından yemek yiyelim dedik. Ben klasik olarak köfteciyim Kaan da köfte yer dedim ama çocuğumun o gün meğer ciğer yiyesi varmış bir tabakta ciğer yemesin mi. Aaman ne memnun oldum.
Bana göre neredeyse mucizelerle geçen günün sonunda:) makinelere gidelim anne sözü gerçekleştirildi. Babayla makinelere gidildi. Biraz orada çalışıldı!!! kağıtları o maineden bu makineye gezdirdikten sonra arabanın arka koltuğunda uykuya dalindı:))
Not: Telefonla acele çekilmiş 1-2 resim var fakat şuan aktarılamıyor:(
Etkinlik Zamanı




Artık öyle böyle oyun oynamak yok herşeyin bir amacı var. Ya kocamaaan bir kule yapılacak, ya Kaan'ın suyla boyası:) ya kuru boya, ya da hamurlar. Yapılacak çok şey var...
Benim favorim de suyla boya:) Başlangıçta biraz korktum evimiz elden gider mi bu suyla boya olayında ama:) bir kaç su devrilmesinden başka kaza olmadı çok şükür. Ayrıca bu suyla boya işi beni de çok dinendiriyor doğrusu:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













